Mevlid Kandili

Mevlid Kandili


2013 Yılı Mevlid Kandili Ne Zaman
2013 Yılı Mevlid Kandili Tarihi
2013 yılında Mevlid Kandili 23 Ocak Gecesi kutlanacaktır. çarşamba gecesine denk gelmektedir.




Mevlit Kandili Ne Zaman 2013

Mevlid Kandili Peygamber efendimizin (sav) doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır. Mevlid gecesi, Rebiulevvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir.
2013 yılında Mevlid Kandili 23 Ocak 2013 Çarşamba akşamı başlar ve 24 Ocak 2013 Perşembe akşamı sona erer.





2013 Mevlid Kandili Ne zaman
2013 Mevlid Kandili Orucu hakkında bilgi

Mevlid Kandili Rebiul-evvel ayının 11 ve 12. günleri arasındaki gecedir. 2013 yılında Mevlid Kandili 23 Ocak Çarşamba akşamını 24 Ocak Perşembe gecesine bağlayan geceye denk geliyor. 11 veya 12. gününde oruç tutmak iyi olur.
Mevlid kandiline özel bir oruç yoktur ancak Mevlid kandili gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalıdır.






Mevlid Kandili İlahileri
Mevlid Kandili İle İlgili İlahilerin Sözleri

Bir Güneş Doğdu

571' de bir güneş doğdu
Adı muhammeddir ilk sözü ümmet

Babasıydı Abdullah
Annesiydi Amine
Süt annesi Halime
Doğdu cennet evine

571' de bir güneş doğdu
Adı muhammeddir ilk sözü ümmet

Bastı 6 yaşına kaldı
Kaldı bir tek başına
Dedesiyle amcası
Hemen kanat gerdiler

571' de bir güneş doğdu
Adı muhammeddir ilk sözü ümmet

40 yaşına gelince
Peygamberlik verildi
Allah birdir deyince
Putlar yere serildi

571' de bir güneş doğdu
Adı muhammeddir ilk sözü ümmet




14 Asır Evvel

Yâ Nebi...
Şu halime bak
Nasıl ki bağrı yanar gün kızınca sahranın,
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın.
Hârimi Pâkine can atmak istedim durdum,
Gerildi karşıma yıllarca ailem yurdum.
Tahammül et dediler, hangi bir zamana kadar,
Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.
Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak,
Önümde durmadı artık ne hanuman ne ocak.
Yıkıldı hepsi, ben aştım diyar-ı Sudan’ı,
Üç ay tihame deyip çiğnedim beyebanı.
Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada,
Yetişmeseydin eğer Ya Muhammed imdada.
Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin,
Akarsular gibi çağlardı her tarafta sesin.
İradem olduğu gündür senin iradene râm,
Bir an olsun yollarda durmak bana oldu haram.
Bütün hayakil-i hilkat ile hasbihal ettim,
Leyâle derdimi döktüm, cibali söylettim.
Yanıp tutuşmadan yummadım gözümü,
Nücuma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azab-ı Hecrine katlandım elli üç senedir,
Sonunda anlıma çarpan bu zalim örtü nedir?
Üç beş sineyi hicran içinde inleterek,
Çıkan yüreklere husran mı, merhamet mi gerek.
Demir nikabını kaldır mezarı pâkinden,
Bu hasta ruhumu artık, ayırma hakinden.
nedir o meşale, nurun mu ya Resulallah
Sükûn içinde bir an geçti, sonra kısa bir âh....




Seni Andım Dün Gece

Tomurcuklar açıyorken,başaklar bağlanmışken,
Titredim efendim seni andım dün gece...

Bu bahçeler O'nundu bazen uğrar dediler,
Bir gülün kokusunda seni duydum dün gece...

Biz hiç yazı görmedik,kışta doğdun dediler,
Nevbaharda geleni sensin sandım dün gece...

O'nun geçtiği sokaklar güller kokar dediler,
Ötelerden kokularla geldin sandım dün gece...




Necid Çöllerinde

Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!

Lakin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler,
Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi!

Nerden görecekler, göremezlerdi tabii;
Bir kere, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi,

Bir kerede, mamure-I dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.

Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!

Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin.
Salgındı, bugün şarkı yıkan, tefrika derdi.

Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!

Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sum,
Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!

Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi geberdi!

Âlemlere rahmetti evet şer-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.

Dünya neye sahipse, O'nun vergisidir hep;
Medyûn ona cemiyyeti, medyûn O'na ferdi.

Medyûndur o mâsuma bütün bir beşeriyyet
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.





Mevlid Kandilini Neden Kutlarız
Mevlid Kandili Neden Kutlanır Hakkında Bilgi


Mevlid Kandili İslam dininin peygamberi olan son peygamber Muhammed'in doğum gecesi aynı zamanda Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesidir.

Mevlid, doğum zamanı demektir. İslam'da Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Muhammed'in doğum günü farklı mezheplerden birçok Müslüman tarafından kutlanır.

Şiiler 17. günü Mevlid günü ve 17'ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar. Bu iki tarih arasındaki haftayı da Vahdet Haftası ilan etmişlerdir.Kandil Geceleri İslam'ın ilk zamanlarında var olan bir adet olmayıp, hicrî 3. asırdan itibaren mistik çevrelerde kutlanmaya başlanmıştır.

Türkiye'de Osmanlı Devleti padişahı II. Selim'den itibaren bu kutlama gün ve gecelerinde, minarelerde kandil yakılmasıyla birlikte kandil adını almıştır.

Dinî gün ve gecelerin kutlanmasının başlangıçta bir bayram hevesi ve anlayışı içinde olduğu, fakat zamanla ve dinî baskı ile bu gün ve gecelerin mistik bir hüviyet kazandığı bilinmektedir.

Anadolu Türklerinde kandil günlerinin kutlanması hakkındaki bilgilerimiz, Mevlit ile ilgili bulunmaktadır. Kandil gecelerinde camilerin, özellikle minarelerin donatılması, III. Murat devrine rastlamaktadır. Mevlit törenleri ise Sultanahmet Camii’nin tarihi ile beraberlik göstermektedir. Bu dinî günlerde, küçüklerin büyükleri ziyaretleri, kandilini kutlama âdetleri sürmektedir.


Mevlid Kandili Nasıl kutlanır
Mevlid Kandili Gecesini Nasıl Kutlamalıyız

Mevlid gecesinde nasıl ibadet edebiliriz nasıl namaz kılmalıyız kısaca buradan öğrenebilirsiniz arkadaşlar Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun

Mevlid Kandili olması sebebiyle, mümkünse, kandil gecesi olması sebebiyle tesbih namazı kılınır

Üzerinde namaz borcu olan kimsenin bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Böylece hem borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur.
Mümkünse, kandil gecesi olması sebebiyle tesbih namazı kılınır. Secde ayetleri okunup, secdeler yapılır. Dua edilir. Üzerinde kaza namazı bulunan kimselerin bu gibi mübarek gecelerde nafile namaz yerine kaza namazı kılmaları daha yerinde olur.
Bu sebeple kaza namazı olan kimseler bol bol kaza namazı kılmalı ve bu gece kılınacak bütün nafile namazları, kaza namazı olarak niyetlenmeli ve öylece kılmalıdırlar. Bir günde sabah namazı: 2, öğle namazı: 4, ikindi namazı 4, akşam namazı: 3, yatsı namazı: 4 ve vitir namazı: 3 rekat olmak üzere toplam 20 rekat farz ve vacib namaz vardır.
Allah Cümlemizin yaptğı ibadetleri kabul etsin Amin




Mevlid Kandilinde Neler Yapılır
Mevlid Kandili Gecesi Günü Yapılması Gerekenler
Bu Gece 3 Şubat 2012 Mevlid Kandili

Bu güzel günde ve haftada Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V)’e bol bol salavat-ı şerif okuabiliriz.

-Salavat-ı Şerif Allahümme Salli Ala Seyidine Muhammedin ve Ala Ali Seyyidina Muhammed.

-Bu gece yüce kitabımız kuran-ı Kerim’i her zamankinden daha fazla okumalıyız.

-Bu gece tesbih namazı kılabiliriz.

-Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

-Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

-Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar,111 onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

-Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, ALLAH’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

-Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.

-Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.
- Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.
-Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.
-Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.
-Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.
-Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.
-Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.
-O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

- Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.
-Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.
-Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.

-Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

-Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.
- Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı





Mevlüd kandili
Peki mevlid ne demektir?
Çok tartışılan Mevlid Kandili'nin tarihi seyri nasıl olmuştur?

Niçin Mevlid?

Müslümanlar arasında devam eden güzel âdetlerden biri de, hiç kuşkusuz mevliddir. "Doğum, doğum zamanı ve doğum yeri" manasına gelen mevlid, Hz. Peygamber'in (s.a.v) doğum gecesi için kullanılan bir tabirdir. Daha sonra Hz. Peygamber'in (s.a.v) doğum ânını, peygamber oluşunu, mi'rac olayını, üstün meziyetlerini, güzel ahlâklarını ve vefatını anlatan, dua ve münâcât bölümlerinden oluşan eserlere mevlid ismi verilmiştir.

Esasen Hz. Resûlullah'ın (s.a.v) doğum yıldönümünü kutlama maksadıyla başlayan mevlid töreni; giderek Kadir, Mi'rac, Regâib ve Berat gecelerinde veya sünnet, evlenme, ölüm, deprem gibi önemli olaylar vesilesiyle yapılmaya başlanmış ve toplumsal geleneğimizde yer alan önemli bir dinî-kültürel kural haline gelmiştir.

Hz. Peygamber'in (s.a.v) doğum günü olan bu kutlu günü anlatan ve onu medhü senâ eden birçok eser kaleme alınmıştır. İslâm ülkelerinde çeşitli dillerde okunan mevlidler vardır. Arapça Bânet Sûad, Bürde ve Hemziyye kasideleri birer mevliddir. Türkçe'de de birçok mevlid manzumeleri yazılmıştır. Fakat bunların içinde en çok tutulan ve okunan, Süleyman Çelebi'nin yazdığı Vesîletü'n-Necât isimli mevlid kitabıdır. Aynı şekilde Kürtçe yazılan birçok mevlid vadır. Bunların içinde en meşhuru ve en çok okunanı, Hasan Ertuşî'nin yazmış olduğu mevliddir. Arapça olarak okunan en güzel mevlid ise, İbn Hacer el-Heytemî'ye ait en-Ni'metü'l-Kübrâ ale'l-Âlem fî Mevlid-i Seyyid-i Veled-i Âdem'dir.


Mevlidin Tarihi

Hz. Peygamber'in (s.a.v) doğduğu Rebîülevvel ayının 12. gecesini vesile ederek doğum gecesi (mevlid) merasimleri tertip etmek hicretin IV. asrından itibaren başlamıştır. Daha sonra bu âdet yaygınlaşarak bütün İslâm ülkelerinde devam etmiştir.

Mevlidin, dinin ruhuna uygunluğu bakımından Asr-ı saadet'te emsali vardır. Allah'ı medhü senâ etmek, O'nu takdis, tesbih ve tahmid etmek, her zaman teşvik edilen ve öteden beri güzel sayılan ve yapılması istenen şeylerdendir. Bunun dışında Asr-ı saadet'te Hz. Peygamber'i (s.a.v) methetmeye ve Allah'ın onun üzerindeki nimetlerini dile getirmeye müsaade edilmişti ve bu yapılıyordu. Örneğin "Bânet Sûad" şairi Hz. Peygamber'in huzurunda mısralarıyla Resûlullah'ı (s.a.v) överken, Allah Resûlü (s.a.v) onu dinlemiş ve güzel görmüşlerdir. Resûl-i Ekrem (s.a.v) onun okuduğu kasidede "Allah Resûlü katında tercih edilen aftır" ifadesini duyduğunda çok büyük haz almış, o güne kadar müslümanlar ve müslümanlığın karşısında olan bu zatı Allah Resûlü (s.a.v) af ve kabul buyurmuş, onun "makbulü" sözüne o da "makbulü" sözleriyle ses katmış ve sırtındaki cübbesini çıkarıp "Bânet Sûad" şairine hediye etmişti.

Evet, o devirde de bunun gibi birçok şiir okunuyor ve dinleniyordu. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v) hicret edip Medine'ye teşrifleri sırasında Medine halkı, çoluk çocuğuyla tam bir bayram havasına bürünmüşlerdi. Şiirler okuyorlar, ilâhiler söylüyorlardı. Bugün de hâlâ dillerden düşmeyen ve koro halinde söylenen "Talaa'l-bedrü aleynâ" ile başlayıp devam eden ilâhi, Medineli müslümanların hep birlikte söylediği bir manzumeydi.

Yine Neccâroğulları'nın kız çocukları da defler çalarak Hz. Peygamber'e (s.a.v) "Hoş geldin" diyor ve hep birlikte şunları söylüyorlardı:

"Nahnü cevârin min beni'n-Neccâr,
Yâ habbezâ Muhammedün min câr."
Manası:
Biz Neccâroğulları kızlarıyız,
Muhammed'in komşuluğu ne hoştur!

Mevlid, bu derece sevilip beğenildiği halde bazı ilim adamları tarafından mevlidin dinî boyutu tartışılmış, kimine göre sünnete uygun, hoş ve güzel olan bu uygulama, kimine göre bid'at ve çirkin olarak değerlendirilmiştir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre, içinde münker bir iş olmadıkça okunması gereken güzel bir şeydir. Nitekim Süyûtî, "Hz. Peygamber'in (s.a.v) doğumundan dolayı Allah Teâlâ'ya karşı şükür vazifesini izhar etmek müstehaptır" demiştir.

Sehâvî, ilk üç asırda bunu kimsenin yapmadığını, mevlidin daha sonra ortaya çıktığını, değişik ülkelerdeki müslüman halkın o günde sadaka vermeye, Resûl-i Ekrem'i medhü senâya büyük bir rağbet gösterdiklerini belirtmiştir. Ayrıca mevlid sebebiyle pek çok fazilet ve bereketin hâsıl olacağı haber verilmiştir. Nitekim İbnü'l-Cevzî, "Mevlidin özelliklerinden biri de o yıl için bir emniyet ve âcil bir müjde olmasıdır" demiştir.

İbn Hacer el-Heytemî, mevlidin bid'at-ı hasene olduğunu, bid'at-ı hasenenin yapılmasının mendup olduğunda ulemanın ittifakının bulunduğunu nakletmiş, İbn Hacer el-Askalânî ve Süyûtî de mevlidin sünnetten delilini ortaya koyarak, Mâlikîler'den Fakihânî'nin mevlidin kötü bir bid'at olduğu iddiasını reddetmişlerdir.

Büyük hadis ve fıkıh âlimi olan İbn Hacer, mevlid merasiminin meşruiyeti hakkında şu hadisi zikreder.

Hz. Peygamber (s.a.v) Medine'ye geldiğinde aşure günü yahudilerin oruç tuttuklarını gördü ve onlara niçin oruç tuttuklarını sordu. Onlar da aşure günü Allah'ın, Firavun'u boğup Musa'yı kurtardığını, bundan dolayı da şükür için oruç tuttuklarını söylediler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v),

"Biz Musa'ya sizden daha yakınız" buyurdu. Ondan sonra hem kendisi oruç tuttu hem de tutulmasını emretti.

Bu hadis üzerinde bir değerlendirme yapan İbn Hacer, devamla şöyle demiştir:

"Bu hadisten anlaşılır ki, belli bir günde bir nimete kavuşma veya bir beladan kurtulmadan dolayı Allah'a şükredilebilir ve bu âdet her sene tekrarlanabilir. Allah'a şükür vazifesi de ibadetlerle, oruçlarla sadaka ve Kur'an âyetlerini okumakla olur. Hangi nimet rahmet peygamberi Hz. Muhammed'in dünyayı teşrif ettiği günden daha büyük olabilir? Buna göre aşure gününde Musa (a.s) nasıl hatırlanıyorsa, mevlid gününün de hangi güne rastladığı araştırılmalıdır."

Süyûtî, Hüsnü'l-Maksed fî Ameli'l-Mevlid isimli eserinde İbn Hacer'in görüşlerine yer vermiş, onun şartlara riayet edildiği takdirde mevlidin bid'at-ı hasene kanaatinde olduğunu belirtmiştir.

Bu sebeple mevlid okutmaya, okumaya bid'at demek uygun olmaz. Bid'at olarak kabul edilse bile ona bid'at-ı hasene denilmelidir ve onun reddedilmemesi gerekir.

Birçok büyük alim, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber'in (s.a.v) dünyaya gelmesi sebebiyle sevinmenin, onun doğumunu kutlamanın ve doğum günü münasebetiyle fakir ve muhtaçlara yardımda bulunmanın, ikram etmenin, ibadet etmenin, Kur'an ve Hz. Peygamber'e olan sevgiyle ilgili şiirler okumanın, temiz ve güzel elbiseler giyerek sevinç gösterisinde bulunmanın güzel bir amel olduğunu kabul etmişlerdir.

Bediüzzaman Said Nursi hazzretleri, mevlidi ve okunmasını hoş karşılamakta, mevlidin okunması hakkında da şöyle demektedir:

"Mevlid-i Nebevî ile mi'raciyenin okunması gayet nâfi (faydalı) ve güzel âdettir ve müstahsen (iyi görülen) bir âdet-i İslâmiye'dir. Belki hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye'nin (İslâm'ın sosyal hayatının) gayet latif ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir (sohbete sebeptir). Belki hakaik-i imaniyetin ihtarı (hatırlatılması) için, en hoş ve şirin bir derstir. Belki imanın envarını (nurlarını) ve muhabbetullah ve aşk-ı nebeviyi göstermeye ve tahrike en müheyyiç (heyecan uyandıran) ve müessir bir vasıtadır."
Hatta bu ifadelerinden sonra da mevlid âdetinin devamı için dua etmektedir.


Bu gecede yapılması gerekenler nelerdir?

Birçok büyük alim, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber?in (s.a.v) dünyaya gelmesi sebebiyle sevinmenin, onun doğumunu kutlamanın ve doğum günü münasebetiyle fakir ve muhtaçlara yardımda bulunmanın, ikram etmenin, ibadet etmenin, Kur?an ve Hz. Peygamber?e olan sevgiyle ilgili şiirler okumanın, temiz ve güzel elbiseler giyerek sevinç gösterisinde bulunmanın güzel bir amel olduğunu kabul etmişlerdir.

Kaynak: Şadırvan Yayınları'ndan çıkan Ali Sözer'in kaleme aldığı Mevlid Kandili, adlı kitaptan alınmıştır.




Mevlid Kandilinin Önemi
Mevlüd kandilini anlamı
Hz.Muhammed(s.a.v)

Hz. Muhammed (sav) efendimiz Hicret'ten 53 sene evvel Rebîulevvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke'nin Haşimoğulları mahallesinde, Safa Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu kutlu günde yani o büyük günde henüz güneş doğmadan âlem nur ile doldu. Âdem aleyhisselâmdan beri babadan evlâda intikal eden nur asıl sahibine ulaştı.

Muhammed aleyhisselâmın nuru, Âdem aleyhisselâmdan itibaren temiz babalardan ve temiz analardan geçerek gelmiştir. Kur'ân-ı Kerimde Şuara suresi 219. ayetinde Yüce Allah şöyle buyurur: “Sen, yani senin nurun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.”

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’ in (sav) dünyaya geldiği gece, müthiş alametler kendini göstermiştir.

O gece bir yıldız doğdu ve bunu gören Yahudi bilginleri Peygamber efendimizin doğduğunu anladılar. Eshâb-ı kiramdan Hassan bin Sabit şöyle anlatır: “Ben sekiz yaşındaydım. Bir sabah vakti Yahûdînin biri, hey Yahudiler! diye çığlık atarak koşuyordu. Yahudiler ne var, ne oluyor diyerek yanına toplanınca şöyle söyledi: "Haberiniz olsun Ahmed'in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyaya geldi” dedi.

Yine O büyük gecede Medâyin şehrindeki İran Kisrâsının sarayının on dört kulesi (burcu) yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisrâ ve halkı yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tabir ettirdiklerinde bunun büyük bir şeye alâmet olduğunu anladılar.

Hz. Muhammed (sav) efendimiz doğduğu gece Kâbe' deki putlar yüz üstü yere yıkıldı. Urvetübni Zübeyr rivâyet eder: "Kureyşten bir cemâatin bir putu vardı. Yılda bir defâ onu tavâf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir günde putun yanına vardıklarında onu yüzüstü yere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine kapandı ve bu durum üç kez tekrarlandı. Bunun üzerine etrafına iyice destek verip diktikleri sırada şöyle bir ses işitildi: "Bir kimse doğdu yeryüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalpleri titredi." Bu hâdise tam Hz. Muhammed (sav) efendimiz doğduğu geceye rastlıyordu.

Yine o gece Mecusîlerin yani ateşe tapanların bin yıldan beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları anîden söndü. Ateşin söndüğü tarihî not ettiler. Kisrânın sarayından burçların yıkıldığı geceye isabet ediyordu.

O zaman insanların mukaddes saydıkları Sâve Gölü de yine o gece bir anda suyu çekilip, kuruyuverdi.

Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave Nehrinin vadisi de, o gece su ile dolup taşarak akmaya başladı.

Hz. Muhammed (sav) efendimizin doğduğu gece ve daha sonra o zamana kadar görülmemiş bu alametlerden başka pek çok hâdise gerçekleşmiştir. Bunların hepsi son Peygamber Hz. Muhammed (sav) efendimizin dünyaya teşrif ettiğine işaret olmuştur.



Mevlit kandili hutbesi,
Mevlid Kandili İle İlgili Hutbeler 2012

Muhterem Müslümanlar,
Önümüzdeki pazartesi gününü salı gününe bağlayan pazartesi gecesi, Sevgili Peygemberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sas) Efendimizin doğum günü olan “Mevlid Kandili Gecesi”dir. Bütün İslam ve insanlık alemine mübarek olsun. Sevgili Peygamberimiz (as), 571 tarihinde Rebîülevvel ayının 12’nci gecesi olan Pazartesi gecesinde dünyaya gelmiş ve alemlere şeref vermişlerdir. Onun kutlu doğumu alemlere rahmet, tüm insanlığa huzur ve saadet getirmiştir.

Zira O, dünyayı şereflendirmeden önce insanlık en karanlık dönemini yaşıyordu. Sevgi, merhamet, hak, adalet ve şefkat duyguları yok olmuş, insanlar adeta bütün insani değerlerini kaybetmişlerdi. Zulme uğrayanların, diri diri toprağa gömülen kız çocuklarının feryadı, Allah’tan başka kimseye ulaşmıyordu. İnsanlık, kara cehaletin kuşatması altında; akılları durduran, insanın kanını donduran günahların her çeşidi açıkça ve alçakça işleniyordu. “Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.” diyen Merhum Akif, bu karanlık dönemi ne kadar da güzel tarif etmişti.


Kıymetli kardeşlerim,

İşte böyle bir zamanda alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (sas), insanlığın kara talihini ve tersyüz olmuş tarihini değiştirecekti. Süleyman Çelebi Hazretlerinin "Hem Muhammed gelmesi oldu yakin; Çok alâmetler belürdi gelmedin" mısralarında belirttiği gibi, daha dünyaya geldiği ilk gece olağanüstü bir çok olay meydana gelecekti. Ka’be'de ki putlar, kisraların sarayları, ateşgedede yanan ateşler O’nun gelişini hissedecekti. Mekke ufku O’nun nuru ile parlamaya başlayacaktı. Çünkü ruhlar, bir nurun karanlıkların perdesini yırtacağını hissediyordu. Gelecek bu nurun, tarihin seyrini, hayatın akışını değiştirecek eşsiz bir olay olacağının farkında idi.


Aziz kardeşlerim,

Efendimiz (as)’indünyaya teşrifi ile, kalpler aydınlandı; O’nun sayesinde insanlık, yeniden insan olduğunun farkına vardı ve yitirilen insani değer ve duygular yeniden kazanıldı. Zira O, sulhün ve barışın elçisi, tüm mahlukata rahmet ve şefkatin merkezi idi. İnsanlık aleminde yaratılan en müstesna şahsiyetti. Allah (cc), O’nu tabiri caizse özel yaratmış ve bütün insanlığa model insan olarak takdim etmişti. “Andolsun, Allah’ın Resulü’nde; sizin için, Allah’a ve Resulü’ne kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır” (Ahzab Suresi, [33:21]) ayeti bunu bütün insanlığa ilan edecekti. Bundan dolayıdır ki, bugün bizler Müslümanlar olarak, Peygamber Efendimiz (as)’ın bütün zamanlara hitap eden ve tüm insanlığa hayat iksiri sunan, evrensel mesajlarını değerlendirmemiz bakımından, Mevlid Kandillerini çok iyi değerlendirmeliyiz. O’nu sevme, O’nu gereği gibi anlama, onun manevi mirasına sahip çıkma; konularında bu mübarek geceler, bizi uyanışa sevketmelidir. Kandilinizi tebrik ederken, hutbemizi bir ayet-i kerime ile bitiriyoruz: “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe Suresi, [9:128])
IGMG İrşad Başkanlığı




Mevlid Kandili Namazı Varmı
Mevlid Kandiline Özel Namaz Varmı

Peygamber'in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevi zenginliğinden istifade etmeyi nasip etsin Rabbim herkese

Bu mubarek gecede kılınması gereken özel bir namaz olmamakla birlikte l12 rekat namaz kılınması eftal görülmüştür.iki rekatta bir selam verilecek.her rekatta istediğin sure okunabilir.istenirse ihlasla da kılınabilir.1,11,21 isteğe göre sayıda ihlasla da kılanabilir.

Bunun dışında

*2 rekat: ALLAH rızası için
*2 rekat: Efendimizin şefaati için
*2 rekat: ana-baba hakkı için

*2 rekat: kul hakkı,komşu hakkı vs üzerimizdeki hakların affı için
*2 rekat: kendi dualarımızın kabulü için namaz kılınabilir.





Mevlid kandili duası

Ya ilahel alemin

İlk yarattığın nur efendimizin nuruydu.
Sen onu var etmeden evvel gündüzün geceden,
baharın da kıştan farkı yoktu.
İyilikler, kötülüklerle iç içe;
akıl nefse yenik,
ruh da bedenin esiri idi.
O güzeller güzeli
Varlığın sırrını keşfedip akla yüksek hedefler gösterdi
düşünceye kapılar açıp
insanın ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille haykırdı.
Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmenden
Ve sayısız nice nimetlerinden ötürü
sana sonsuz hamd ü senalar olsun ya rabbi
Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allâh’ım!

Mahlûkatın adedince,
Zatının rızası,
Arşının ağırlığı ve kelimelerinin toplamınca
Efendimiz Hz. Muhammed (sas) ve O’nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selam la bir kere daha yâdederek huzûr-u İlahi'de el açıp yakarıyoruz


Ey her şeye hayat bahşeden Allah’ım
bütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılan
mübarek günleri vardır.
bir gün daha vardır ki,
o da Allah Rasûlü’nün dünyayı teşrif buyurarak
tenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır.
Bizler şimdi o anı yaşıyoruz.
Rahmet-i Rahman’ın galeyana geldiğine inandığımız
bu kutlu zaman diliminde,
Mevlid Kandili’nin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle,
ümmet-i Muhammed’in hal-i pürmelali açısından
bayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi’nin ruhaniyetine sığınarak,
sen den yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz ya rabbi

Ey her şeye gücü yeten Allah’ım

Efendimizi düşünmekle
hayatın hiç kimseye nasip olmayan tadını
ve varlığın bitmeyen zevkli maceralarını duyarız.
Duyarız imanın yenilmez gücünü,
Duyarız Müslümanlığın kahramanlık olduğunu,
Duyarız doğruluğun paha biçilmez kıymetler ihtiva ettiğini,
Duyarız iffet ve ismetin, meleklerinkine denk insan tabiatının bir buudu haline geldiğini.
N’olur bu ve benzeri nice güzellikleri daha derince ve engince
Bütün insanların ruhlarına duyur ya Rabbi!


Ya Rabbel alemin

Onun terbiyesi, onun üslûbu ve onun sistemiyle yetişmiş olan nesillerin
imanları iz’ân ufkuna erişiyor,
muhabbetleri çağlayanlara dönüşüyor.
efendimizi bu ölçüde duyup sevmeleri münasebetiyle
her an daha da şahlanıyor
ve o kutlunun arkasında bulunma sevinciyle adeta yeni bir asr-ı saadet yaşanıyor.
Sen dünyamıza yeniden bir huzur çağı
ve gül devri yaşat ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi Allah’ım

Yüzümüz yok, hicap içindeyiz;
Efendimizin senin katındaki nazının geçerliliğine de ümitlerimiz tam.
Keşke ne seviyede olursa olsun
efendimizden hiç uzaklaşmasaydık;
ondan gelen ışıklardan
ve ruhlarımıza boşalan mânâlardan
hiç mahrum kalmasaydık..
ve onu o inandırıcı çehresiyle
içlerimizde hep taptaze ve dipdiri duyabilseydik!..
sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilen
hak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle ya rabbi!


Ya ilahel alemin

O güzeller güzeli Sevgiliyi, bir kere daha misafirimiz eyle..
tahtını sinelerimize kur
gönüllerimizdeki karanlıkları kov,
bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur
ve bize yeniden diriliş yollarını göster ya rabbi
İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah’ım

her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri o kutlunun ışığıyla dağıtıver
herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver.
her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çözüver
sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coşturuver
ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık enginliğiyle buluşturuver
ve bizi kendi içimizdeki hicran ve hasretlerimizden kurtarıver ya Rabbi!


Ey merhameti bol olan Allah’ım!

şefkati, adaletini aşkın gönüller sultanını unuttuğumuzun
ve saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız.
Biliyoruz ki o rahmet nebisi
incinse de küsmedi
Vefasızlık görsede alakayı kesmedi
Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardı. Katiyen lanette bulunmadı. Lanet ve bedduaya “âmin” de demedi.
Sinesini, Ebû Cehil'leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiği kadar açtı
ve her sözünü, her davranışını senin rahmetinin enginliğine bağladı.
Sen bizleri onun o engin merhametinden istifade eden
ve şefaatine de nâil olanlardan eyle ey Rabbi!

Ey ihsanları sonsuz olan Allah’ım

düşe-kalka olsa da hep Efendimizin izinde yürüme gayretindeyiz.
N’olur bizi bir kere daha sevindir.
Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla
adını âleme tam duyuracak demdeyiz.
Bu dünya ışığa hasret gidiyor.
Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle,
yolların hakkını veremesek de hep yollardayız.
Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız hep senin habibin;
N’olur gönüllerimiz bir kere daha onunla dolsun,
ufuklarımızı saran şu upuzun geceler yerlerini gündüzlere bıraksın
ve viladeti bizim hakiki bayramımız olsun..


Ey yapılan dualara cevap veren Allâh’ım

Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;
Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,
Darda kalanlara icabet edersin,
Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın
Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin
Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin
Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!


Allâh’ım

acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden,
Korkaklıktan, kabir azâbından, cehennem ateşinden sana sığınırız.
Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi!

Ey Yüceler Yücesi!

bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan,
bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşat
ve sinelerini daimî bir sevgiyle doldur! Ya Rabbi!
Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı!
Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi!

Allahım

Sen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler ver
ve lutfedeceğin bu kabiliyetleri
senin rızan yolunda kullanmayı
bizlere nasip eyle ya Rabbi!

Allahım
Sen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi!

Allahım

Cümlemize vicdan genişliği lutfet
Kalplerimize inşirah bahşet
Bizleri kollektif şuura sahip kullarından kıl
Ve bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi!


Ey yüceler yücesi olan Allahım

Biz ümmeti Muhammedin dağınıklığını gider
Bize ve ülkemize birlik ve dirlik ver
Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle..
Kalplerimizi birbirene ısındır ve
Bizleri birbirimize sevdir
Dünyanın dört bir tarafında hizmet eden kardeşlerimizi
Bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak kıl ya Rabbi!


Allâh'ım!

Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in Sen'den istediği
her türlü hayrı Sen'den istiyor,
yine Peygamber Efendimizin sana sığındığı
her türlü şerden de
sana sığınıyoruz.


Yâ Erhamerrâhimîn ve Yâ Ekremelekremîn!

Bizim, anne-baba ve ecdadımızın
Bize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin,
Bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın,
Sevdiklerimizin, sevenlerimizin,
Içinde neş’et ettiğimiz beldedeki insanların,
Milletimiz fertlerinin,
Kadın-erkek inanan bütün arkadaşlarımızın,
Dostlarımızın, kardeşlerimizin..
Bize karşı hep civanmertçe davrananların..
Hayır dualarında unutmayıp
Her zaman bizi de yâd edenlerin..
Üzerimizde hakkı bulunan kimselerin..
Kıymetli nasihatleriyle
Bize bekâ desenli sâlihatın yollarını gösterenlerin...
Ve bütün ümmet-i Muhammed’in
Günahlarını bağışla! Ya Rabbi!


Allahım!

Duamızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimizi
Bir kere daha tekrarlıyor,
Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabını
Bir kez daha salavâtlarla anıyor
Ve dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz.
Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur ya Rabbi!

amin ve selamün alel murselin
vel hamdü lillahi Rabbi’l-alemin…






kutlu doğum haftası hakkında kısa bilgi,
kutlu doğum haftası hakkında genel bilgi,
kutlu doğum haftası nedir hakkında bilgiler


Mevlid doğum zamanı demektir.Peygamber Efendimizin doğumu ve bunu anlatan eser anlamında kullanılır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)in dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi, asırlardır milletimiz tarafından ‘Mevlid Kandili’ olarak kutlanmaktadır.

Mevlid Kandili ilk defa 13 asırda Erbil Atabeği Muzafferüddin Gökbörü tarafından iki ay süreyle kutlanmaya başlandı Mevlid Kandili münasebetiyle ilim adamları bir araya gelip ilmi, fikri sohbetler yapıyor, halk sokaklarda mevlidi bir bayram havasında kutluyordu
Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı Vesiletü’n Necat isimli şiirin, Mevlid adıyla, yüzyıllardır sevinçte, tasada, doğumda, ölümde okuna gelmesi ve bu geleneğin bugün de canlı bir şekilde devam etmesi, Peygamber sevgisi etrafında teşekkül eden milli ruhun ifadesidir.

Yüce dinimiz, huzurlu ve mutlu dünyanın en büyük hayat kaynağıdır Bu noktadan hareketle dini tefekkürü cami dışına taşırmak, değerli ilim adamlarımızın araştırmalarını ve düşüncelerini halka aktarabilmek için Mevlid kandilini hayırlı bir vesile telakki eden Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan Mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamıştır Bu düşünce ile Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilan etmiştir.

Kutlu Doğum Haftasının amacı nedir?

Mevlidi, Türk kültürünün sağlam bir mesnedi, milletimizi birlik ve bütünlük içinde aydınlık geleceğe taşıyacak sağlam bir gelenektir Hafta dolayısıyla hazırlanan programlar belirlenirken gözetilen gaye hep bu olmuştur.
Takip ettiğimiz geleneğin gücü ve bunun hâlâ milletimizin gönlünde dipdiri yaşaması, gelecek için bizleri umutlandırmaktadır Yüzyıllardır görülmüştür ki Türk Milleti inançlıdır, hoş görülüdür, dinî inançlarını bir kavga konusu olarak değil, barış ve huzur kaynağı olarak görmektedir.

Mevlid’le ifadesini bulan kültür atmosferi, bu geleneğin devamıdır 1989’dan beri icra ettiğimiz programlardan devşirdiğimiz fikir ve kültür iklimi, Türkiye Diyanet Vakfı’nın hayırlı bir yolda olduğunu göstermektedir Unutulmamalıdır ki, insanlık için en güzel rehber; bütün güzellikleri bünyesinde toplayan ve güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen Hz Peygamber, model ise Peygamberimizin insanlığa sunduğu modeldir Çünkü O, tam bir anarşi ve kargaşa ortamında, insanlık için bir güneş olmuş, çirkinlikleri güzelliklere tebdil etmiştir İnsanlık O’nun getirdiği yüce değerler ve prensipler doğrultusunda büyük medeniyetler kurmuş, kaybedilen haklarına kavuşmuş, fıtratında var olan yüce değerlerin farkına varmış, kadın erkek Allah’ın ve cemiyetin huzurunda eşit olmanın hazzını tatmıştır.

İslam medeniyeti Kur’an ve Hz Peygamberin sünnetinden kaynaklanan, evrensel ahlak ilkeleri ve insan hakları ile ilmi anlayış üzerine bina edilmiştir Zira İslam Medeniyetinin esası, İslam dininin hikmet ve adaleti üzerine kurulmuş olduğundan, ilmi ve irfanı öğretmiş, zulmü ve zoru yasaklayarak, haksızlıklara karşı koymayı hedef almıştır Şurası bir gerçektir ki Cenab-ı Hak, insanın kendisi ile olan ilişkisini iman ve ibadete bağladığı halde, insanın diğer insanlar ve eşya ile ilişkilerini ahlak ve hukuk kurallarına bağlamıştır Kamil bir insan, bu ilişkilerini yerli yerince ve dengeli bir biçimde yapan kişidir İşte Hz Muhammed, bunu sağlayan ve bize örnek olan insandır.

Türkiye Diyanet Vakfı, örnek insan Hz Muhammed’in evrensel prensiplerini ve insanlığa getirdiği yüce değerleri, günümüz şartlarını da dikkate alarak insanlığa ulaştırmak amacıyla Kutlu Doğum Haftası’nı ihdas etmiştir.


Kutlu Doğum Haftası programlarında yer alan faaliyetler

-"Üçüncü Bine Girerken Türkiye" konulu bir sempozyum yapılacaktır
— Yine her yıl olduğu gibi bu yıl da "İslâmi Araştırmalar Ödülü" yarışması gerçekleştirilecektir
— Türkiye genelinde "İslâm ve Çalışma" konusunda panel ve konferanslar düzenlenecektir
— Yine bu yıl Üniversite gençliğinin katılacağı "Açık Oturum", lise gençliğinin katılacağı
"Münazara" ve bütün gençlerimizin katılabileceği "Şiir ve Müzik Şöleni" düzenlenecektir Bu şölende gençlerin ilgi gösterdiği şairler şiir okuyacak, ses sanatçıları ve ozanlar da bestelerini
Seslendireceklerdir
— Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kutlu Doğum Haftası yurtdışında da çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır Bu sene Bakü, Osh ve Aşkabat’da mahallindeki ilahiyat fakültelerinin öğretim üyelerinden 3’er kişi, Üsküp, Bahçesaray, Kosova ve Kıbrıs’ta ise Türkiye’den gönderilecek 2’şer kişilik ekiplerce, Kazan’da ise Moskova Din Hizmetleri Müşaviri ve Türkiye’den gönderilecek bir temsilcinin katılımı ile panel ve konferanslar düzenlenecektir Ayrıca Avrupa ülkelerinde Kutlu Doğum Haftası programları icra edilecektir
— Çocuklara yönelik olarak, "Çocuk Şarkıları ve İlahileri Güfte Yarışması" başlattık Bu yarışma gazete ilanlarıyla tüm yurda duyuruldu Yarışma neticesinde çok güzel güftelerin
Çıkacağını ümit ediyoruz
— Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencileri araştırmaya teşvik etmek amacıyla "İslam ve Çalışma" konulu bir yazı yarışması düzenledik Bu yarışma için Diyanet İşleri
Başkanlığımız ile işbirliği yapılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencilerin yarışmaya katılmaları teşvik edilecektir
— İlköğretim çağındaki çocuklarımızın Kutlu Doğum Haftasına ilgilerinin çekilmesi ve çocuklarımızın dini duygularını şiirle ifade etmelerini temin amacıyla "İlköğretim Okulları Arası Dini Nitelikli Şiir Yarışması" düzenledik
— Balkan, Kırım ve Kıbrıs Türkleri Arasında "Dini Muhtevalı Şiir" yarışması da bu yılki faaliyetleri arasında yer almaktadır

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı





Mevlit Kandili İle ilgili Hadisler
Mevlid kandili hadisleri
Peygamber efendimizin doğumu ile ilgili hadisler
Peygamber Efendimizin sevgisi ile ilgi hadisi şerifler



عن أَنس رضي اللَّه عنه أَن أَعرابياً قال لرسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : مَتَى السَّاعَةُ ؟ قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « مَا أَعْدَدْتَ لَهَا ؟ » قال : حُب اللَّهِ ورسولِهِ قال : « أَنْتَ مَعَ مَنْ أَحْبَبْتَ » .

Enes (r.a)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Bir bedevi Resûlullah (s.a.s)’e:
– Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Efendimiz:
– “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.
– Allah ve Resûlünün sevgisini, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber:
– “O halde sen, sevdiğin ile berabersin” buyurdu.
عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَالِدِهِ وَوَلَدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ ‏"‏‏.‏
Hz. Enes'in rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz: “Hiçbiriniz, ben kendisine babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmazsınız.” buyurmuştur.
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَالِدِهِ وَوَلَدِهِ ‏"‏‏.‏
Ebu Hureyre'den rivayet edilen benzer bir hadiste de Hz. Peygamber (s.a.s.): "Allah'a yemin ederim ki, hiçbiriniz, ben kendisine babasından ve çocuğundan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmazsınız.” buyurmuştur.

عَنْ عبد الله بن‏ هشام أن عمر بن الخطاب قال للنبي -صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏ لأنت يا رسول الله أحب إلي من كل شيء إلا من نفسي‏.‏ فقال‏:‏ لا والذي نفسي بيده، حتى أكون أحب إليك من نفسك‏.‏ فقال له عمر‏:‏ فإنك الآن والله أحب إلي من نفسي‏.‏فقال‏:‏ الآن يا عمر‏"‏‏.

Hz. Ömer (r.a.) bu hadisi işitince: ''Ya Resûlüllah, sen bana nefsimden başka her şeyden daha sevgilisin'' dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.) ''Ya Ömer nefsinden de sevgili olmalıyım” buyurunca; Hz. Ömer (r.a.), “Nefsimden de” diyerek durumu arz etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.): “Ya Ömer, işte şimdi oldu'' cevabını verdi.(3)


عن أَنسٍ رضي اللَّه عنه عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال: ثَلاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ بِهِنَّ حَلاَوَةَ الإِيَمَانِ: أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِواهُما ، وأَنْ يُحِبَّ المَرْءَ لا يُحِبُّهُ إِلاَّ للَّهِ ، وَأَنْ يَكْرَه أَنْ يَعُودَ في الكُفْرِ بَعْدَ أَنْ أَنْقَذَهُ اللَّهُ مِنْهُ، كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ في النَّارِ.
Enes (r.a.) Resulullah (a.s.)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Şu üç özellik kimde bulunursa o kişi, imanın zevkine ermiş olur. Allah ve Resulünü, her şeyden daha çok sevmek, sevdiği kimseyi sadece Allah için sevmek, Allah’ın kendisine iman nasip etmesinden sonra inançsızlığa düşmeyi, ateşe atılıyormuş gibi kötü görmek.”
وعن أبى هريرة رضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قال رسولُ اللّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم إنِّمَا مثلِى ومثلُكُمْ كمثلِ رجلٍ استَوْقَدَ ناراً فَلمّا أضاءتْ ما حَوْلَهُ جعلَ الفَراشُ وهذِهِ الدوابُّ التى تقعُ في النَّارِ تقعُ فِيهَا فجعلَ ينزعُهنّ ويغْلِبْنَهُ فيقتحمنَ فبهَا فأنا آخذُ بحُجزِكمْ عنِ النارِ، وأنتمْ تقْتَحِمُونَ فِيهَا.

Ebu Hüreyre (r.a.), "Hz. Peygamber (s.a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmememiz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz"
عَنْ عبد الله بن‏ هشام أن عمر بن الخطاب قال للنبي -صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏ لأنت يا رسول الله أحب إلي من كل شيء إلا من نفسي‏.‏ فقال‏:‏ لا والذي نفسي بيده، حتى أكون أحب إليك من نفسك‏.‏ فقال له عمر‏:‏ فإنك الآن والله أحب إلي من نفسي‏.‏فقال‏:‏ الآن يا عمر‏"‏‏.
Hz. Ömer (r.a.) bu hadisi işitince: ''Ya Resûlüllah, sen bana nefsimden başka her şeyden daha sevgilisin'' dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.) ''Ya Ömer nefsinden de sevgili olmalıyım” buyurunca; Hz. Ömer (r.a.), “Nefsimden de” diyerek durumu arz etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.): “Ya Ömer, işte şimdi oldu'' cevabını verdi.(3)
Rasûle bağlılığın eşsiz örneklerinden biri olan Hz. Ömer, bir ara Peygamber Efendimizin huzuruna gelmiş ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sen bana nefsimden başka her şeyden daha sevimlisin”, demişti. Peygamberimiz de: “Ömer! Kendinden de!”

buyurmuş, bunun üzerine Hz. Ömer: “Kendimden de!”, deyince Hz. Peygamber (as): “Ey Ömer, işte şimdi oldu!” cevabını vermişti. (Tecrid, I, 31)

Muttalib İbnu Abdillah İbni Kays İbnu Mahreme babası vasıtasıyla ceddinden anlattığına göre ceddi şöyle demiştir: "Ben ve Resulullah (sav) Fil yılında doğduk."
Tirmizi, Menakıb 4, (3623)


Mevlid Kandilinin Önemi
Mevlid Kandilinin Müslümanlar İçin Önemi
Mevlid nedir? Mevlid Kandili'nin önemi nedir?
Mevlid: Doğum zamanı, doğulan yer ve zaman demektir.

Peygamber Efendimizin (asm) doğduğu geceye Mevlid Gecesi denir. Bu gece Rebiülevvel ayının on ikinci gecesidir.

Dünyanın her tarafındaki Müslümanlar, her sene bu geceyi, Mevlid Kandili olarak kutlamaktadırlar.

Bu gecede O (asm) doğduğu için sevinenlerin, Ona (asm) tazim gösterenlerin affedileceği bildirilmiştir.

İmâm Celâlüddîn Abdürrahmân bin Abdil-Melik Kettânî diyor ki:

Mevlid günü ve gecesi, mübecceldir, mukaddestir, mükerremdir. Şerefi, kıymeti çoktur. Resulullahın (asm) varlığı, ona tâbi olanlar için, kurtuluş vesilesidir. Onun mevlidi için sevinmek, Cehennem azabının azalmasına sebeb olur. Bu geceye hürmet etmek, sevinmek, bütün senenin bereketli olmasına sebeb olur. Mevlid gününün fazîleti, Cuma günü gibidir. Cuma günü, Cehennem azabının durdurulduğu, hadis-i şerifte bildirilmiştir. Bunun gibi, mevlid gününde de azap yapılmaz. Mevlid geceleri sevindiğini göstermeli, çok sadaka, hediyye vermeli, davet olunan (uygun) ziyafetlere gitmelidir.

Peygamber Efendimiz'in doğduğu gece dünyâda fevkalâde hâdiseler oldu. Şöyle ki:

O devrin en büyük devleti Kisrâ'nın sarayında, mimarların mühendislerin yıkılmaz diye rapor verdiği ondört sütun çöktü.

Sâvâ gölü kurudu.

Mecûsîlerin uzun müddetten beri sönmeden yakıp tapındıkları ateşgedeleri söndü.

Müşriklerin Kâbe üzerine koymuş oldukları putlar devrilip kırıldı. Onların, hâşâ, Allah diye tapındıkları putları küp kırığına dönmüştü.

Bütün bunlar çok mühim bir şeye işâret ve beşâretti. Çünkü, Hak gelmiş, bâtıl zâil olmuştu. Hakkı telkin ve tebliğ edecek olan Kâinâtın Efendisi, Peygamberler Peygamberi, Fahri âlem, Muhammed'ül Mustafa (Sallallahu Aleyhi Wesellem) doğmuştu.

Gerçekten ilerde İran'ın saltanatı yıkılacak, Bizans İmparatorluğu dağılacak, putperestlik sönecek, küfrün bataklığı kuruyacaktı

alinti