Cerkez Siirleri

ÇERKEZ KIZI


gerdanın eşkin olurken
kızıl ırmak süslerdi saçlarını
incecik belin o uzun boyun
uzun yayla yangın yeriydi yüreğin

dört nala parlardı atların toynakları
ve şeyh şamil birikirdi aynanda
şarkıların mevsim mevsim
bir mızıkadan dökülürdü kara denize

bir dağ evinde doğardı düşlerin
parmakların akordeon olurdu
şarkılar birbirini özlerken
uzun yaylanın uğultusu olurdu
deste deste avuçlardın sevdayı

bir çerkez şarkısında kiraz öperken
ay karnından konuşurdu geceye
göz göze gelirdik şirvanla bin boğayla
akardın yaylanın gecesine su
çerkez kızı nehir saçlı
sen uzun yayla isyanıydın doğrusu




BİZ ÇERKEZİZ



Yoktur ayrımız gayrımız bizim
Kafkasyadan Geldik hepimiz
Müslümanız aynıdır dinimiz
Töremiz bir kalbimiz bir Çerkeziz

Ayrı yerlerde yaşasak da biz
Birdir yurdumuz, kökümüz
Tertemiz geçmişimiz asaletimiz
Töremiz bir kalbimiz bir Çerkeziz

Aslımızı asla inkar etmeyiz
Geleneklerimize sıkı sıkı bağlıyız
Hep birdir değişmez kaderimiz
Töremiz bir kalbimiz bir Çerkeziz

 


Çerkez Kızı



Gülpınara bakıp seyran eyledim
Eyledim de ben gönlümü eyledim.
Sensiz bu dünyada aşkı neyledim
Gönlümde sürekli kal çerkez kızı.

Aslı kafkaslıdır abaza soyu
Kendi güle benzer gülpınar köya.
Huri melek gibi melekti huyu
Cennete mi döndün bal çerkez kızı.

Bunca yıldır senin aşkına yandım
Birgün şu gönlüme yar olur sandım.
Anladım ki ben hep kendime kandım
Hakkını helal et gül çerkez kızı.

Seni hep sevmiştim hiç yoktu yalan
Acı bir hatıra hediye kalan.
Ecel geldi birgün son oldu zaman
Bırakıp ta gittin bil çerkez kızı.

Bilge anlatsa da sözleri bitmez
Ne söylese artık bir fayda etmez.
Kık yıldır sevdası gönlünden gitmez
Onuda yanına al çerkez kızı.





ÇEÇEN KARTAL
BAKIŞIM




Bir Kartalın kanadında düşlerim
Binlerce yıl ötesinden Çerkezim
Memluklere satılmışım sökülüp
Kafkasların yüce karlı dağından

Yaralarım kanar ki dağ pınarı
Bir Doğanın bakışıdır bakışım
Bu dağları titreteni ne sandın
Bir şeyh şamil oyununda alkışım


Bir Rus'a mı aman veririm düşün
Ona ölüm çığlığıyım baykuşun
Süzülerek Kafkasların bağrından
Pençelerim,talanısın bir kuşun

Kim edermiş vatanımda beni dar
şeyh şamiller,Dudayevler bana yar
Eğilmişim yüce Allaha doğru
Debelersen felakettir kalkışım



SEN CERKES
KIZISIN



sen güzelligin simgesisin.
sen xabzemizin temsilcisisin.
sen dilimizin ögretmenisin.
sen gelecegimizin annesisin.
sen sine sin sidiga mazenef sin
sen seteney guasenin torunusun.

sen narin ince belli uzun boylusun.
sen xabzemizdendir iyi huylusun.
sen yuerserlerde tatli dillisin.
sen gaseninin sevdigisin.
sen sine sin sipse sin gupsesin
sen seteney guasenin torunusun.

sen on parmaginda on hünrlisin.
sen yuselerin yueredlerin makamisin.
sen mizikanin sesen gafe sesisin.
sen her crkes gencinin ruyasisin .
sen janset dijan sijan nejan sin
sen seteney guasenin torunusun.

nurhan kandemir




Çerkez Ali


Çerkez Ali'yle bir aksam
Göl kiyisi lokantada
Gürcü saraplari içtik
Mezemiz "çahohbili" ydi
Babasi Kirimli Tatar
Annesi istanbullu Türk
Kökü derinlerde çinar
Sair dostum çerkez ali

Gerçegi düse çeviren
Duygu nereden geliyor
Su karsiki daglardan mi
Aksam sisinde eriyen
Bakislari bir isik su
Çerkez Ali anlatiyor

Daragaçlari kurulu
Sultan Hamit agir hasta
Cani kayisi istemis
Kar yagiyor Istanbul 'a
Besiktas'ta çerkez Ahmet
-Yörenin ünlü bakkali-
Gidiyor yurdu kirim'a
Bulup geliyor kayisi'yi
Veriyor Çerkez Ahmet'e
Bacisi Melek Filsan'i
Yaverlerden ihsan pasa

O sirada Istanbul'a
Kim gelirse kafkasya'dan
Çerkez diye aniliyor
Çerkez Ali'ye Çerkez'lik
Babasi Çerkez Ahmet'ten
Böylece miras kaliyor

Düsü gerçege çeviren
Duygu nereden geliyor
Yanimizdaki gölden mi
Mavi bir tüle bürünen
Disleri bir ap ak umut
Çerkez Ali anlatiyor

Besiktasli Çerkez Ahmet
-kaytan biyikli delikanli-
Onbes yasinda Filsan'I
Alip gidiyor Kirim'a
Osmanlida mesrutiyet
Rusyada bolsevik devrimi
Ölüyor genç yasta Ahmet
Kaliyor Ali'si yetim

Düsleri Çerkez Ali'nin
Her gece dolu bunlarla
Akli fikri Istanbul'da
Siliniyor çizgileri
Göç günü ölen annenin
Bugulaniyor gözleri
Yagmur yagiyor kirim'a

Kirk yildir Özbekistan'da
Yasar Çerkez Ali sürgün
Dönecek mi yurtlarina
Kirimli Tatarlar birgün
Besiktas'I Istanbul'u
Vatanini annesinin
Görmek kismet olacak mi

"Annecigim Istanbul'a
gidebilecegiz miyiz?"
diyor annesine kizim
karsi daga bakiyorum
Bir agirlik yüregimde
Sirilsiklam ter içinde
Uykumdan uyaniyorum

Ataol Behramoğlu



Ayna'daki Çerkez Kızı



Aynada bakıyorum suretime.
Saçıma ellerime
Bu benim diyorum.
Ama aynı zamanda soruyorum;
Ben kimim? diye kendi kendime.
Düşünüyorum
Ben çerkezim kafkas nesliyim
Elbruz eteklerinden gelmeyim.
Kafe dansındaki asaletim.
Şamilin torunu bir hgebzim.
Daldım aynada gözlerime
Gözlerimin içinden baktım maziye
Karadenizde bir gemi içinde
Osmanlıya sığınan mülteci benim.
145 Yıl geçmişten gelen bu seste ne?
Karışmış hırçın dalgalara
Karadenizde bir ağlama sesi!
Anladım şimdi!
Bak dinle;
Karadenizde göz yaşı döken benim.
Bakıyorum hala kendime
Gözlerimden süzülen yaşlarla birlikte.
Buldun kendini hey çerkez kızı!
Ama neye yarar?
Kendi boşluğumda kaybolan benim.


Şair: Tuba Kopar Ak
Yazan: tubakopar




Söylesene Çerkez Kızı


Sorguladım bu sabah kendimi,
Yaralarımın adını Yâr koydum.
Zehirdi Aşk şerbet gibi,
Çerkez gördüm düşümde, hâyra yordum.

Anneme sordum;
Kısmet dedi.
Dosta sordum;
Nasip dedi.
Kendime sordum;
Ayrılık dedi.
Şimdi sana soruyorum;
Nedir bu Çerkez Kızı?

Kolkola girmişken ayrılıkla,
Her düş peşim sıra alayda,
Yoluna adarken bildiğim tüm şiirleri,
Gözler yaklaşan bir halayda.
Susuzluğa kanayan bir gönülden düşenler bunlar.
Bir düş gördüm,
Karanlıktı, siyah ve kırmızı.
Söylesene nedir bu Çerkez Kızı?

Her gece kendimi sorguluyorum karanlık bir masada,
Sorduğum sorulardan kimse çıkmıyor senden başka.
Elimi vicdanımdan çekip, yine soru işaretli bir cümle kuruyorum.
Aldığım cevaplar Aşk kokuyor, seni arıyorum,
Söyleyemiyorum, anlatamıyorum seni bir başkasına,
Her darbede kendime pay çıkarıyorum,
Bir düş gördüm,
Güneş doğumunda, siyah ve kırmızı.
Anlatsana nedir bu Çerkez Kızı ?

Bir tek adım kalır kendimden geriye,
Perdelerden süzülür silüetin göğe,
İki çift odaya sığdırırım benliğimi,
Nasipsizlerden nasiplenirim sevgiyi
Aşk’ı şarap misali tüketenlerden kalanları,
Bir düşte gördüm,
Yalan olmayan bir yalan, siyah ve kırmızı.
Nerdesin be Çerkez Kızı…



Varmısın Çerkez Kızı


Her düşten sonra susamış benliğimle uyanıyorum,
Garip bir düşünce, suskun bir susama.
Kendimden çok sen geliyorsun aklıma,
Bildiğim hiç kimseye anlatamıyorum sesini,
Bilenler anımsar.
Bir bilek öpüyorum, bükemediğim için.
Ne kadar vursada sevda, ne kadar aksada kanı,
Kim diyen sorular döndürüyor başımı,
Bitmesine imkân verilemeyen bir yara.
Düğüm düğüm açıyorsun saçını,
Söylesene,
Hangi düşünce yakar insanı,
Söylesene kim ağlar yerime Çerkez Kızı…

Solmuş bir çiçek vazoda beni izler,
Ayağıma takılır beraber kurduğumuz düşler,
Baksana hangi ellerim gözyaşımı gizler.
Hangi izlerin beni en son vuran izler?
Attığım her adım senden yana,
Tuttuğum her gül senden bir parça.
Kime anlatsam bu Aşk’ı,
Unutmalı cümleler kuruyorlar,
Ama bilmiyorlar, ben unutamam Çerkez Kızı…

İlk defa annem olmadan ağladım bugün,
İlk defa buda geçer diyen olmadı.
Yaşlarımı kendim sildim,
Hiç kimse, koymadı yanağıma bir bûse.
Yanmış bir kelebek, sönmüş bir alev.
Duyduğum cümleler bir tek şiir etmiyor.
İlk defa annem olmadan ağladım bugün.
İlk defa benden bir şey kalmadı,
Yargılamadım, sorgulamadım.
Sadece ağladım Çerkez Kızı…
Ağladım hiçte utanmadım,
Ne bileyim ben senden gayrısını,
Ne bileyim sevgili saygısını,
Nerden bilseydim Aşk sancısını.
Söylesene Çerkez Kızı…




Çerkez Kızı Destanı



kırk kavaklı han yolunda
toz bulut oldum
bir garip şahlandı
toy kısrağım altımda
dört nala dört nala
keklik çayı titredi
vakitsiz mühürlendi zindanlar
izmir`im derin bir ah çekti...

mor mor dutlandı ağaçların altı
halkalandı adem`in örtüsünde incirler
germeli çardakta asmalar karardı
feryat figan uçuştular
konuşmaları eksikti bir saksağanların
deli esen rüzgar duruldu
vazgeçti bir an hoyratlığından
zaptım zor oldu benim on sekizimde
vakitsiz mühürlendi zindanlar
izmir`im derin bir ah çekti...

haykırdım sonra aralıksız
hey hey hey
çoban çeşmesi ovasında
üç dört nal geriledi
ürkerek toy kısrağım...

haykırdım sonra aralıksız
hey heyy heyyy
çoban çeşmesi ovasında
kara kara bulutlandı gök cemal...

hey efem dedim
çek kılıcını al kuşaktan
dikil dedim ölümüne karşıma
cenk için geldim dedim
yar eline

gürpınardan beydağına
vakitsiz mühürlendi zindanlar
izmir`im derin bir ah çekti...

iki yiğit kavgaya tutuştuk
çoban çeşmesi ovasında
bir yar için baş koyduk
aşk adına yar yoluna
vakitsiz mühürlendi zindanlar
izmir`im derin bir ah çekti....

bir yara aldım sonra göğsümden
sanki şerbet içtim
bir yara daha aldım sonra göğsümden
sanki şarap içtim
bir yara daha aldım al kuşaklı efem beyinden
o da bana mısın bile demedi
vakitsiz mühürlendi zindanlar
izmir`im derin bir ah çekti...

yay gibi gerildim sonra
çoban çeşmesi ovasında
kıskıvrak oldum sarmaşıklar gibi
efemin kılıcı düştü elinden
kellesi bana kaldı
vuracaktım kılıcı efem boynuna
önüme geçti çerkes kızı...

etme dedi eyleme dedi
sevmişem severem dedi
al kuşaklı efem beyini
vakitsiz mühürlendi zindanlar
izmir`im derin bir ah çekti....

üç yara almıştım efem beyinden
gık bile dememişti sevdalı yüreğim
ama yar bildiğimin oacı sözleri
beni öldürmekten beter etti
vakitsiz mühürlendi zindanlar
izmir`derin bir ah çekti.



ÇERKEZ KIZI BANU’ya


K.M.Paşa’nın
Sokaklarında
Aradım seni.
Her köşebaşında
İzlerin kazılı.
Mahalle aralarında
Oynayan çocuklarda;
Mutluluk çağrışımları.
Baharın
Doyumsuz
Esintileri vardı.
Sanki
Ben orada değildim.
Sensizliğine,
Kaybolmuşluğumu Ekledim.
Kozlu Mezarlığı karşısında,
Uzun süre bekledim.
Bakışlarım
Hep mahallende,
Gözetledim.
Yine yoktun.
Çimenler,
Halime güldü.
Bir
Günüm daha
Geçerken hüzünlü,
Anlatılacak gibi değil,
Yüreğimin
Çırpınışları.
Kaderim mi bu
Bilemiyorum.
Odama girerken
Zaman hıçkırıklı…

12.5.2002 tarihindeki
Banu’ya (çerkez Kizi)
Dursun Tombul
25.02
2011



(ÇERKEZ KIZI BANU’ya)



Sakin Duymasin
Antik eserlerden çok değerlisin
Gönlümün eşsiz kız kulesisin.
Sakın bunu İstanbul duymasın,
İstanbul'dan daha da güzelsin.


Gezdiğin yerlere mevsimler yayılıyor.
Aşk seninle tanışmak istiyor.
Sensiz ömrüm geçmek bilmiyor,
Sakın duymasın,
İstanbul’dan daha da güzelsin.


Renklerim nefeslerimsin bu evrende.
Akrep-yelkovan gibiyiz saatlerde,
Tanrı'ya duacıyım geri dönse diye
Sakın duymasın,
İstanbul'dan daha da güzelsin...



(3.5.2002 tarih 3.şiir kitabımdan)